Chester
Rolling Stone

Chester

Ortaokulda Linkin Park’ın “Hybrid Theory”sinin tek orijinal kopyasıyla neredeyse tüm sınıfın müziklerini keşfetmesinden, her noktasını ezberleyip birbirimize heyecanla anlatmamızdan değil, 13 yaşındayken gizliden aşık olduğum çocuğa verdiğim ilk hediyenin “Minutes to Midnight” olmasından dolayı da değil, kuzenimle tüm yaz kalmak zorunda olduğumuz köyde seyyar cd çalarımla dinlediğimiz ses olduğu sebebiyle de değil; tüm yaz sonra kış ve ondan sonraki yaz boyunca…

Belki de Chester Bennington’ın bir bıçak gibi zevkle ve acıyla sivrilen bir sesi olduğu içindir. Belki Papercut şarkısının ilk kelimeleri “Bu gün neden gece gibi hissettiriyor?” ve nakaratındaki “Kafamın içinde sanki bir kasırga var” kelimelerindendir. Belki aksini istemeyerek birkaç yılımı Linkin Park ve özellikle de Bennington’ın kapımı tekmeleyip kendi perspektifimdeki karanlığa bir aydınlık ışıkla yaklaşmak yerine benimle karanlıkta bir süre oturduğu içindir.

Bunu söylemeyi bile saçma buluyorum ama Chester Bennington’ın gidişini yalnızca şarkılar ve albümler açısından düşünmek istemiyorum. Gidişini Chester’ın tavrı ve varoluş biçimi, tabii ki vokal tavrı da, başkalarının onda görmesine izin verdikleri açısından düşünmek istiyorum.

[the_ad id=”1206″]

Son zamanlarda kendilerini aynaya dönüştürmeyi seçen sanatçılar hakkında fazlaca düşünüyorum. Bu gerçekten çok cesur bir iş ve aynı oranda da övgüyle karşılanmalı. İnsanların acılarının küçük parçalarını sizin acılarınızda görmesi işi genellikle minnettar olunan bir şeydir ama sanatçının platformu büyüdükçe daha çok emek isteyen bir duruma dönüşür; gittikçe daha da ağır gelmeye başlayan bir emek. Fakat kederinizden ve travmanızdan bir harita çizebilen cömert bir haritacı olsanız bile bu; haritacının içine hapsolduğu travmasının labirentinden çıkış yolu bulabildiğini göstermez. Birilerinin ölmesini istememe işiyle kendini hayatta tutma işi arasında fark vardır.

Chester Bennington bana göre bir sağ kalandı, hem de birçok şey sonucu. Çocukken başka bir erkek tarafından uğradığı cinsel taciz, lisede cılız bir çocuk olarak maruz kaldığı bolca zorbalık, onu çeşitli bağımlılıklara iten yıllar… Bunlardan sağ olarak çıkmayı başardı. Ve inanıyorum ki bu “sağ kalabilme” olayı, süresinin uzunluğu fark etmeksizin bir zaferdir.

Eskiden her şey kötü gittiğinde; her şey aptalca, dünyanın en büyük problemlerine sahipmişim gibi gözüktüğünde içinde olduğum kuyudan beni çıkartacak bir cankurtaran aradım ve Bennington o kuyuya uzanan çoğu elden biriydi. Belki beni çekip çıkarmadı ama ben aşağıda karanlıktayken bir süre elimi tuttuğu tartışılamaz bir gerçek.

[the_ad id=”1206″]

Mesafeli ve alaycı gözükmek istemem ama Linkin Park’ın müziğinde en sevdiğim şeylerden biri her şeyin daha iyi olacağına dair bir söz vermiyor oluşu. Hiçbirimiz bunu başkasına vaat edemeyiz, kendimize bile edemeyiz. Birilerinin bu gerçeğe karşı savaşması bence o gerçeği daha yumuşatır. Linkin Park’ın şarkı sözleri hepimizi çekti ama bunda en büyük rollerden biri Chester’ın kelimelerin anlamlarını gerçekten hissettirebilmesi; canlı performanslarda vücudunu bükerek sanki kendinden bir şey çıkarıyormuş gibi veya yukarı aşağı zıplayıp üzerine yapışan şeyleri şiddetle silkeliyormuş gibi şarkılarını söylemesi. Bunun bir iş gibi gözükmesinden korkmadan bunu yaptı çünkü zaten yaşamak da bir iş değil midir? Bu işin zor olduğunu söylemek gözardı etmekten daha iyi gelecektir.

Son olarak sizinle Chester’ın intihar ettiği gün doğum günü olan ve birkaç ay önce intihar eden çok yakın arkadaşı Chris Cornell’le canlı “Crawling” performansını paylaşmak istiyorum.

Daha Fazla İçerik
Kirle Bütünleşen Kutsiyet: Ganj Nehri’ndeki Kirlilik
Kirle Bütünleşen Kutsiyet: Ganj Nehri’ndeki Kirlilik