dergi
fora.mtv.ca

Herkes En Az Bir Kez Dergi Okumuştur Değil mi?

Bu hafta yazımı geciktirmemin bir nedeni var. Üşendim. O yüzden bu yazımı da şu konu başlığını alacak şekilde yazacağım: üşengeçlik. Dermişim. Pardon, yazarmışım. Şaka bi’ yana bu cumartesi için planladığım yazımı üşendiğim için değil kendim gerekli özel alanı edinemediğim için yazamadım. Üstelik ne hakkında yazacağımı da günler öncesinden düşünmüştüm.

Her ayın ilk haftası benim içim kıpır kıpır olur çünkü dergilerden yeni ne var diye çıkıp kitapçı gezeceğim günlerin toplandığı haftalardır ilk haftalar. Küçüklüğümden beri bu böyleydi. Fakat o zamanla bu zaman arasında, her bakımdan, çok çok şey değişti.

Şu an kitapçılara her ayın ilk haftası gitmiyorum. Çünkü fark ettiniz mi bilmiyorum, çoğu dergi aylık yayın yapmayı bıraktı. Genellikle iki ayda-üç ayda bir çıkıyorlar. Klasik moda-kadın yaşam dergilerini takip etmiyorum o yüzden onlar da bu politikayı benimsemişler mi ya da yine her hafta 300 sayfa çıkmaya tam gaz devam ediyorlar mı bundan emin değilim. Ama benim severek okuduğum bir-iki teknoloji dergisi, en son göz gezdirdiğimde öyleydi, ve caaaanım “bLue jEan” maalesef bahsettiğim aralıklarla basılıyor. Üzülüyorum. Dergi okumak beni gerçekten motive ediyordu. Artık dergi okuyamıyorum. Vodafone sponsorluğunda ücretsiz çıkan “LOG” hariç, inanın markalardan reklam için para almadım, onu da tabletten veya telefondan okuduğumdan dergi okurken pek zevkini çıkaramıyorum.

Eskiden, “PCNet” veya “Chip” alırken yanında bir de DVD verirlerdi. İçine dergide bahsi geçen yazılımları koyarlardı ve tam sürüm hediye yazılımların da kurulum dosyalarıyla lisanslarını eklerlerdi. En son kontrol ettiğimde artık bu dergiler de bu işi buluta yüklediler. Buluttaki bu yazılımlara dergiyi alan ya da almayan herkes ulaşabiliyor mu net hatırlamıyorum ama ulaşabiliyorsa dergiyi satın almanın da tat vermeyeceğini düşünüyorum. Kaç senedir bu sektörde saydığım dergiler, elbette ne yaptıklarının farkındadırlar ama ben sadece eskiyi özlüyorum.

“bLue jEan” apayrı bir konu. Eskiden beri çok severdim. Severdik. Abim sayesinde eskiden kapılar, camlar derginin sticker’larıyla doluydu. İçerik konusunda nasıldı 2000’lerde anımsayamıyorum fakat 2015’te yaklaşık her sayısını aldığımı biliyorum. Magazin içerikli rengârenk bir dergiydi kendisi. Şu an kullandığım emektar dizüstümün de kapağındaki yapıştırmalar hep bu sayıların bana hediyesidir. Tam bir sene önce bu ay, yani Ocak 2016’da yepyeni arayüzüne bürünerek kalbimi adeta fethetmişti. Çünkü tam bir entelektüel pankek halini almıştı ve ben derginin her sayfasını, sayfaların altlarını çize çize, içindeki yazarların bahsettikleri şarkıları internetten aratarak dinleye dinleye ilerliyordum. Hele geçen seneki Şubat sayısı “Seksenler” benim hâlâ en favori sayım olma özelliğini taşıyor. İşin içerisinde bir yanlışlık yoksa beni Patti Smith’le de bu sayı tanıştırmış olabilir. Bilmiyorum, Ocak sayısı da olabilir. Her neyse işte, sonuçta yeni formatındaki bLue jEan’di. Şu an o dergi de üç ayda bir çıkıyor. Eski haliyle. Yeter ki çıksın da nasıl çıkarsa çıksın aslında ama eski yeni halini özlemiyorum diyemem. Çok özlüyorum. Kafam karıştı.

[the_ad id=”1206″]

Çooook daha eskilerde, 2000’lerde Billboard ve Rolling Stone dergileri de bayilerimizdeydi. Abim sağ olsun CNBC-e gibi dergileri de evimize sokan ve beni dergilerle tanıştıran kendisi oldu. Eskiden çok fazla çeşit vardı ve tabii alabilirsek, her ay yayımlanan dergileri okuma lüksüne sahiptik. Alabilirsek diyorum çünkü annem, hâlâ, dergiye o kadar para vermem konusunda biraz şikayetçi. Anne, eskiden dergi 5₺’ydi kızıyordun al şimdi yaklaşık iki katı fiyatına! Ama Allahtan her ay çıkmıyor da yine aynı fiyata geliyor. Dermiş-… Yazarmışım. Her ay çıksın, ben razıydım.

Neden böyle oldu, dergiler bu duruma neden geldi orası üzerine pek yazmayacağım çünkü pek düşünmedim. Düşünecek pek de çok şey yok çünkü her şey az çok belli. Ama lütfen dergi seviyorsanız gidip almaya çalışın, destek olun. Saydığım saymadığım bütün dergiler için geçerli bu. Bakın herkes en az bir kez dergi okumuştur değil mi? Ne kadar eğlenceliydi. Bir gün ülkedeki tüm dergiler biterse bizler siniri stresi nasıl atacağız? Her şey de İngilizce okunmaz ki! Yabancı kaynaklar şu anda da var. İnsan kendi ana diliyle içerik okumak istiyor. Çok güzel bir dilimiz ve çok yetenekli insanlarımız var çünkü.

Ben dergilerin 300 sayfa çıkmasına da karşıyım ve öyle dergileri çok fazla görüyorum. Onlar bir zahmet e-book olarak yayımlansın da ağaçlara yazık olmasın. Koca koca resimler, sayfalarca reklamlar, vs. gerçekten büyük emek de istiyor onları hazırlamak, basmak. Dijitalleşirlerse dergiler dağıtım masraflarından da kurtulurlar. Ama en çok ekosisteme katkıda bulunurlar. Fiziksel olarak, çıkıyorsa 20-30 sayfalık dergiler çıksın. Ah, eski bLue jEan ah! Ben çok kızıyorum. Ben küçükken karaladığım kağıtlardan uçaklar yapar fırlatırdım, boş kağıtlara dokunmazdım. Gerçekten sinirleniyorum. Üzülüyorum da. Hadi eskiden imkan yoktu falan filan. Şimdi tam sırası. Lütfen.

Yazdığım gibi, maalesef artık her ayın ilk haftasını yüreğim zıplaya zıplaya beklemek benim için çok zor. Umarım ülkemize geleceği umut edilen güzel günlerin içine eski tarz dergiciliğin yapıldığı günler de dahildir. Bunu da yürekten istiyorum. Bu da olsun. Ne var ki? Sonuçta herkes en az bir kez dergi okumuştur. Değil mi, ne kadar eğlenceliydi…