Dribbble / Daniela Morena

Kimse Orijinal Değildir

Herkes şahsına münhasır olduğunu düşünür. Kimseye benzemediğini, ruh eşini bulabilse de eşsiz olduğunu… Acı haberi benden duymanızı istemezdim ama bu doğru değil. Bahsettiğim şey insanlar çift yaratılmıştır inanışıyla alakalı olan bir şey değil, yanlış anlamayın. Daha çok onar hatta yüzer tane oluşumuz. Hayatımızdaki kişi kadar bizden vardır aslında. Ve biz tanıdığımız kişilerde var oluruz. Doğuştan gelen bazı şeyleri inkar edemem tabii ki ama ben kimsenin orijinal olmadığına inanırım.

Hepimiz hayatımızdakilerin ortak eforuyla oluşuruz. Ben kendimi yetiştirdim cümlesini yanlış bulurum. Bence hepimiz isteyerek ya da istemeyerek birilerinden etkilenerek ruhumuzu ve aklımızı inşa ederiz. İllaki fiziksel olarak tanıdığınız birinden bahsetmiyorum ya da sık görüştüğünüz biri de olması gerekmez. Yıllar önce ölmüş olan bir düşünür olabilir, uydurma bir roman karakteri olabilir, yıllardır hiç görüşmediğiniz ilkokul öğretmeniniz olabilir. Bir şekilde bir parçasını kaparız ve ya direkt ya da yontarak kişilik pazılımıza ekleriz. Her zaman iyi özellikler olmuyor tabii ki bunlar. İyi, kötü ya da nötr; bir şekilde kendi zirvemize çıkmamız için merdiven basamaklarını oluştururken derinlerdeki karanlık mahzenimize de indirebiliyor bizi.

[the_ad id=”1206″]

Bu olayı her zaman isteyerek yapmıyoruz. O nedenle aslında dikkat etmek gerekiyor çünkü algılarımızın bir filtresi yok ki takalım ve kötü ortamlardan, kalitesiz şekillerden etkilenmeyelim. Durun şimdi aklıma bununla ilgili bir atasözü de geldi ve ünlü girişle söyleyivereyim; ne demiş atalarımız, bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Tabii onlar bunu hangi taraftan bakarak söylediler bilmiyorum. Yani kişi kendine benzeyenleri bulup arkadaş olur mu yoksa zamanla arkadaşlarına benzer mi? Bu yazıyla ilgili olanı ikincisi. Peki o halde şey de var, üzüm üzüme bakarak kararır. Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan… Körle yatan şaşı veya daha otantik versiyonu itle yatan bitle kalkar. Evet, uzattıkça uzatasım gelen bu atasözleri biraz negatif bir taraftan bakıyor hep. Ama öyle olmak zorunda değil. Jimi Hendrix’i hayatına alıp gitar çalmaya başlamış insanları düşünün, Queen’i ve David Bowie’yi tanıyıp Lady Gaga’yı yaratan Stefani Joanne Angelina Germanotta’yı ya da daha içeri inip kendi babaannesinin anaçlığını alıp harika çocuklar yetiştiren anneyi düşünün.

Hiçbir parçam orijinal değil, tanıdığım herkesin ortak çabasıyla oluştum. Dostlarım ve düşmanlarım. Sevdiklerim ve nefret ettiklerim. Bu gün olduğum kişinin bir parçasılar. İsteseler de istemeseler de. İstesem de istemesem de. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Katılıyor musunuz ya da tamamen farklı bir şey mi düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

Daha Fazla İçerik
Renklerden Moru: Güzel Ama Buruk Bir Kitap Üzerine
Renklerden Moru: Güzel Ama Buruk Bir Kitap Üzerine