Roller
Daniela Faber / Dribbble

Roller

Hiç hayatınızı rol yaparak sürdürdüğünüzü fark ettiniz mi? Ettiniz ya da etmediniz. Ne olursa olsun durum böyle. Bu rollerin bazıları siz hariç herkes tarafından çok net bir şekilde görülebilirken siz bu rollere tamamen bilinçsizsinizdir; bazen ise etrafınızdakiler bile bu rolü fark edemezler. Burada rolden kastım ne mi? Giydiğiniz bir kostüm, bir maske, olduğunuzu düşündüğünüz bir karakter… Bu rolleri öyle ya da böyle (çoğunluğunu çocukluk ve ergenlik dönemlerinde) aldınız ve oynamaya devam ediyorsunuz. Bir an için kendinize bir başkası gibi bakın ve oynadığınız rolleri tespit etmeye çalışın. Bunlar sizin için neler olurdu? Azıcık da olsa tahmin edebiliyor musunuz? Büyük ihtimalle hâlâ rol yapmadığını düşünüyorsunuz. Şimdi size neden bahsettiğimi anlamanıza yardımcı olacak bir liste vereyim. Bunlardan bazıları 10-20 yıldır oynadığınız kişisel roller, bazıları ise o kadar derine işlememiş ama hâlâ arada sırada oynadığınız ufak sosyal, kültürel vb. roller olabilir. Bu yazının amacı size oynadığınız roller hakkında farkındalık kazandırmak ve potansiyel olarak belki de (size kalmış) bazılarını bırakmanıza yardımcı olmak. Bu listeyi okurken bir yandan da bir “A-ha!” anını yaşamayı bekleyin; o “Yakalandım!” anını… Okurken aklınıza tanıdığınız insanlar gelebilir, başka insanlarda fark etmek daha kolay olduğu için; ama ben özellikle kendinize odaklanmanızı rica edeceğim. Başlıyorum:

İsyankar, Cool, Maço, Cici Kız ya da İyi Çocuk, Kurnaz, Ciddi ya da Sorumlu, Göz bebeği, Özgür, Mükemmelliyetçi, Kontrol Manyağı, Ezik ya da Kurban, Gizemli, Kurtarıcı ya da Kahraman, Utangaç, İnek, Çapkın ya da Sürtük, Güzel Kız, Drama Kraliçesi, Yaratıcı Sanatçı, Guru, Spiritüel, Ahlaklı, Vegan, Rasyonel, Bilim Adamı, Filozof, Anarşist, Bilge ya da Bilirkişi, Çaresiz Ev Hanımı, İş Kadını, Feminist, Homoseksüel, İçe Dönük ya da Dışa Dönük, Yalnız Kurt… Seçilmiş, Özel ya da Farklı Kişi… Müslüman, Ateist, Günahkar, Dahi, Çalışkan, Huysuz, Tembel, Her şeyi Eleştiren ya da Şüpheci, Komik Çocuk, Hippi, Hipster, Metalci, Rapçi, Kaslı, Sporcu, Alkolik, Türk ya da Hintli ya da Amerikalı ya da Japon, Şişman, Erkek ya da Kadın…

Ve liste uzar da gider… Yakalandınız mı? Öyle olması lazım, eğer yeterince dürüstseniz. Sizden farkına varmanızı istediğim şey şu an tam olarak ne zaman olduğunu hatırlayamasanız bile sizin bu rolleri hayatınızın belli bir yerinde kapmış olduğunuz. Bir kimliğe ihtiyacınız olduğu dönemlerde bu rollerden bazılarını kaptınız. Belki başlarda sahte geldi ama zamanla tekrar ede ede kendinizi o kadar güzel kandırdınız ki bunların sadece birer rol olduğunu unuttunuz. Peki rolleri kapmadan önce hayat nasıldı? Hatırlayabiliyor musunuz? Biraz düşünün. O rolleri kapmadan önce hayat ne kadar farklıydı?

[the_ad id=”1206″]

Bir kere şunu belirtmeliyim, bu yazıyı yazmamın amacı size ahlak dersi vermek değil. “Hmm, neden rol yapıyorsunuz? Çok ayıp!” gibi bir tavırla yazmıyorum. Rollerle ilgili mesele aslında şöyle: Rol yaptığınızı bilmeden rol yapmak sizin otantik, özgür ve dolucasına bir hayat yaşamanızı engelliyor. Nasıl mı? Hayat değişken ve akışkan bir şeydir. Sizin duygularınız ve arzularınız da öyle. Böyle rollere kendi varlığınızı hapsettiğiniz zaman kendinizi inkâra kalkışıyorsunuz. Yani burada çözüm rollerin farkına varabilmek ve onların sizin gerçek duygu, düşünce ve davranışlarınızı gölgede bıraktırmasını, içinizde parçalanmalar yaratmasını azaltmak. Yani rolleri, onların doğru ya da yanlış olmasından ziyade sizi kısıtlayıp kısıtlamaması yönünden ele alıyoruz. Peki bu dediklerim nasıl oluyor, birkaç örnek verelim: Örneğin, bir arkadaşınız sizinle ilgili bir şaka yaptı ve bu aslında o anda kalbinizi kırdı. Ne yapıyorsunuz? Bırakın bunu ifade etmeyi, kendiniz bile bunun farkına varmamak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Hemen bir role sarılıyorsunuz. Bu durumda örneğin rolümüz komiklik yapan, dalgaya vuran kişi olsun. Hemen bununla ilgili siz de bir şaka yapıyorsunuz ve böylece kendi gerçeğinize ihanet etmiş oluyorsunuz. Birazcık o duyguyla otursanız belki de önce kendinize, sonra arkadaşınıza bunu güzel bir şekilde ifade etmek istediğinizi fark edeceksiniz ve bunu başaracaksınız. Ya da küçük yaşta yaşadığınız bazı olaylardan dolayı hayatın size adil davranmadığını düşündünüz ve buradan da diyelim ki kurban rolüne sarıldınız. Bu kişi siz olmasanız da böyle birini mutlaka tanıyorsunuzdur. Şimdi bu kişi nereye giderse gitsin “nasıl oluyorsa” hep bir şeyler onun için yanlış gidiyor. Hep haksızlığa uğradığını, hep daha fazlasını hak ettiğini düşünüyor. Halbuki artık işler onun için değişti ve o, kurban rolünü yapmak yerine etrafına bakıp şükretmeye ve elindekiler ile hayatını değiştirmeye başlayabilir. Ama yapamıyor. Çünkü rolü olmadan var olamıyor. O kişi haksızlığa uğramak istiyor aslında. Talihsiz şeyler olduğu zaman bu onun kurban benliğini besliyor ve bu kısa bir süreliğine de olsa hoşuna gidiyor. Ama tabii ki uzun süreçte içten içe ölüyor. Ya da belki de tam tersi. Hayatın zor zamanlarında bu kişi kendine kurtarıcı ya da kahraman rolünü aldı. Şimdi çaresiz ve yardıma muhtaç hissettiğinde bunu kabullenemiyor. “Anneciğim, babacığım, arkadaşlarım yardım edin bana!” demek istiyor belki. Başını yastığa koyarak bağırıp hüngür hüngür ağlamak istiyor. Belki de artık kahramanlık yapmasına gerek yok. Gerçek duygularını yaşayabilecekken hatta belki de başkalarıyla da paylaşıp onlara da kendileriyle ilgili farklı bir perspektif sunabilecekken bunu yapamıyor.

Buradaki asıl soru şu: Rol yaptığınızın farkında mısınız? Siz mi rol yapıyorsunuz rolleriniz mi sizi yapıyor? “Ama ben Türk’üm, bunun neresi rol?” gibi bir şeyler diyebilirsiniz. Ben de sizi Türk kelimesinin, bir gerçekliği ifade etmekten çok, küçük yaşta beyninize doldurulmuş birçok kültürel ve toplumsal fikirlerden oluşmuş bir konsept (bu kelime çok önemli) olduğu ihtimalini düşünmeye davet ediyorum. Türk dediğinizde bu kelimenin yanında taşıdığı fikirleri bir düşünün. Belki de aklınıza “Türk korkmaz” gibi bir şeyler de geliyor. Peki korktuğunuzda ne olacak? İnkâr… İçsel bölünme… Gizlice kendinden nefret… Pişmanlıklarla dolu boş ve yalan bir hayat… Şimdi bu konunun önemini daha iyi kavrayabiliyor musunuz? Ya da “Ben kadınım, bunun neresi rol!” diyorsunuz. Peki “kadınım” dediğinizde sadece belirli bir üreme organına sahip olduğunuzu mu kastediyorsunuz. Tabii ki de hayır. “Kadın”ın ne olduğuyla, ne yapması gerektiğiyle, hayattaki amacıyla ilgili küçük yaşta size tonla empoze edilmiş sosyal, kişisel, kültürel binlerce saçmalık da beraberinde geliyor. Sevgilinizle birlikteyken hâlâ “cool” çocuk rolünde misiniz halbuki gerçekte öyle hissetmediğiniz halde? Gerçekte “Seni çok seviyorum, bazen seni kaybetmekten korkuyorum…” demek istediğiniz halde? Ya da ben metalciyim ya da “rapçiyim” diyorsunuz. Peki son çıkan Selena Gomez single’ını sevip o şarkıda dans etmek istediğinizde ne olacak? Ya da belki ahlaklı bir insan olduğunuzu düşünüyorsunuz. Peki ahlaksız (tabii ki gerçekte öyle bir şey yok sizin ahlaksız tanımınıza göre) istekleriniz, fantezileriniz olduğunda ne olacak? Gene aynı zincir. İnkâr… İçsel bölünme… Gizlice kendinden nefret… Pişmanlıklarla dolu boş ve yalan bir hayat… Bunlar sadece bu sorgulamanın nasıl yapılabileceğine dair birkaç örnekti. Hemen yargılamayın bu insanları! Siz, sizin seçtiğiniz rollere de bu bahsettiğim prensipleri uygulayın ve sizin için de ne kadar doğru olduklarını görün. O kimliğin beraberinde ne kadar çok yeterince sorgulanmamış yargılar getirdiğini görün. Şöyle durumlarda bu rolü yapmayı bıraksaydım ne olurdu, diye sorun kendinize.

[the_ad id=”1206″]

Şimdiye kadar dediklerimi kabul etseniz de bile şunu diyebilirsiniz. “Evet belki bunlar doğru ama hayatta rol yapmak zorundayız.” Buna iki farklı açıdan cevap vereceğim: Öncelikle şunu fark edin ki hâlâ rolünüzün zorunluluk standartlarına göre bunu söylüyorsunuz; ve yine şunu fark edin ki gerçekte zorunluluklar diye bir şey yoktur. Yani hâlâ eski paradigmanızın üstünde durarak konuşuyorsunuz. Burada seçim size kalmış. Kendi uydurduğunuz “zorunluluklara” uyarak sahte kimliklerinizin içinde sürekli kendinizi uyuşturarak yarı ölü ve rahatlık illüzyonu peşinde koşarak mı yaşayacaksınız yoksa gerçeğinizi onurlandırarak dolu dolu bir şekilde mi? Cevap vermeden önce her an ölebileceğinizi ve en iyi ihtimalle yılların çabucak geçip rahat bir şekilde sevdikleriniz etrafınızdayken öleceğinizi düşünün. Böylesi daha sağlıklı bir cevap olurdu. Sunacağım diğer bakış açısı ise metin içinde de birden fazla kez belirttiğim şekilde… Evet, rol yapabilirsiniz; ama rollerin farkında mısınız? Belki bazı durumlarda rol yapmayı seçebilirsiniz ama en azından bunun farkında olarak kendinizi bu içsel bölünmeden kurtarabilirsiniz. Zaten bunu yaptığınızda otomatik olarak kendinizi daha hafif hissedeceksiniz. Çünkü yalan, gerçeğe göre her zaman sizi daha ağır hissettirir. Gerçek ise her zaman daha hafiftir. Benim tavsiyem vücudunuzun (ne olduğunuz hakkındaki fikirlerinizin değil) hayatta kalmasına yetecek kadar farkında olarak rol yapmanız, diğerlerini ise zamanla tamamen bırakabilirsiniz çünkü büyük ihtimalle size ağırlıktan başka bir şey getirmiyorlar. Kendinizi uçan bir balon gibi düşünün, üzerinizdeki yükler de yalanlar ve farkına varılmamış roller olsun (tabii ki her rolü yalan kategorisi içine alabiliriz). Ne kadar yükünüzden kurtulursanız o kadar hafiflersiniz, ne kadar hafiflerseniz o kadar yükseğe çıkarsınız.

Ha, unutmadan! Örneğin, kendisini bilge ya da bilirkişi gibi rollerle özdeşleştirenler veya herhangi bir zamanda bunları düşünmüş ya da bir yerlerde okumuş olan okuyucular bu yazıyı okurken “Haha, evet; ben bunları biliyordum zaten!” deyip kendisini bu sorunla uğraşmaktan kaçırıyor olabilir mi? Gerçekten biliyor musunuz? Yoksa sadece biliyor musunuz? Çünkü ben size gerçekten bu konunun derinliğini kavramadığınızı garanti ediyorum. O yüzden zaten bildiklerini ya da okuduklarını anladığını düşünen okuyucuya şöyle söylemek istiyorum: “Bu dediklerimi anlamak yerine bunların günlük hayatta birinci elden size nasıl etki ettiğini farkındalık kazanarak birebir kendiniz görün.” Öbür türlüsü gerçekten anlamak olmuyor, nitekim bir işe de yaramıyor. Eski inanç sistemleriyle yeni inanç sistemini değiştirmek oluyor…

[the_ad id=”1206″]

E, mademki durum böyle; sizleri pratik bir şeylerle bırakalım. Bir çalışma kâğıdı ile. Yapıp yapmamakta özgür olduğunuz ama yapmanızı tavsiye ettiğim bir ödev ile.

Ödev:

    1. Rollerden en yakın bulduğunuz üç ya da daha fazlasını seçin. Her biri için rolü hayatınızın neresinde ve nasıl oynadığınız ile ilgili spesifik örnekleri bulun.
    1. Her bir rolü almanıza sebep olan olaylar/travmalar/ant içmeler neler idi?
    1. Her bir rol sizi nasıl koruyor? Özellikle duygusal olarak hangi ihtiyaçlarınızı geçici olarak tatmin ediyorlar?
    1. Her bir rol hangi otantik tarafınızı göstermenize engel oluyor?
    1. Roller olmadan kim olurdunuz ve o kişi olabilir misiniz?
  1. Bu rolleri oynarken nasıl farkındalık yaratabilir ve kendinizi “suçüstü” yakalayabilirsiniz?
Daha Fazla İçerik
nesnelerin interneti
Nesnelerin İnterneti Orta Çağ Feodalizmini Geri Getirmiş Olabilir