spicagraph / Dribbble

Tanışalım

Beni “ilk kez” çocukluğumda tanımış olabilirsiniz, okulda tanımış olabilirsiniz, internetten ortak ilgi alanları sebebiyle tanımış olabilirsiniz, akrabam olup beni doğduğum anda tanımış olabilirsiniz hatta beni dünyaya getirmiş olabilirsiniz. Ama beni tanıdığınızı söyleyebilir misiniz? Beni gerçekten tanıdığınızı düşünebilir misiniz?

Eminim bir sürü fikir ve yargı vardır aklınızda ama onlardan herhangi birinin ya da hepsinin ben olduğumu söyleyebilir miyiz?

“Cansın saftır, anlamaz öyle şeylerden”
“Cansın domuzdur, asla o dediğini kabul ettiremezsin”
“Cansın inatçıdır”
“Cansın sıcak kanlıdır”

Daha bir sürü şey… Bunların hepsi doğru olabilir ama hiçbiri de doğru olmayabilir ve bu ikisi de anlaşılabilir olabilir. Ben kişilik özelliklerine inanmam. İnsan eğilmez bükülmez eritilmez kırılmaz bir katı madde değil, olmamalı. Öyle görünmeye ya da öyle bir düzleme oturtulmaya da çalışılsa da gerçekten değil. Herşey değişir herkes değişir. Hiçbir şey değişmese de her bir insan değişir. Durmadan değişir. Bir olaya verdiğimiz tepkiyle diğerine verdiğimiz tepki aynı olamaz. Birebir aynı olsa da aynı değildir. Ki bazen farklı zamanlarda olan aynı olaya verdiğimiz tepkiler bile değişiktir. 3 ay önce dans edip eğlenirken bir şarkıda, şimdi bizi neden sinirlendiriyor? Şarkı aynı şarkı, aynı şarkıcı, aynı albüm, aynı kayıt ve belki aynı kulaklardan giriyor ruhuna…

“Cansın benim çocukluk arkadaşım onu o kadar iyi tanırım ki…”
“Cansın benim öğrencim onda görüyorum bir şeyler ve onu çok iyi tanıyorum…”
“Cansın benim kızım onu benden başka kim daha iyi tanıyabilir?”

[the_ad id=”1206″]

Çocukluk arkadaşlarımızla artık anılardaki benliklerimizden ayrı konuşacak bir şey bulamadığımız o iç burkan anlar…

Aynı evin içinde yaşıyor olabiliriz ama beni tanımayı gerçekten 15 sene önce bırakıp beni “en iyi” tanıdığını söylemene içim el vermiyor.

Bir insanı her gün yeniden tanımak bile çok şey kaçırmak anlamına gelebilir. Bir insan her saniye yeniden tanımak lazım. Ve bir insanı sevmek annen, baban, sevgilin, kardeşin, arkadaşın olduğu için değil “o insan” olduğu için sevmek… Kişilik özelliklerini, dış görünüşünü, huyunu suyunu, zevklerini ya da ilgi alanlarını sevmek değil; hepsi değişir. Bir insanı her saniye yeni baştan tanıyacak sabrı, gücü ve ilgiyi ona göstermek adına sevmek…

Eğer beni 6 ay önceki halime göre bile tanıdığınızı düşünüyorsanız, tanışalım.

Ben Cansın. Görmek istediğim sevgi ve kabullenişi göstermeye çalışırım. Herhangi bir şeye karşı sabrım giderek arttıyor. Galiba eskiye göre daha az konuşurum; ki bu bile fazla. Evrenin beni maddesel şeylerden bulaşan geçici heyecanlar yerine mutlulukla ödüllendirmesini en içten dilerim. Her şeyi kişisel algılamamaya çalışıyorum. Her şeyi kontrol edemediğimi öğrendim. Çoğu zaman öyle gözükmemeye çalışsam da epey alınganım. Kurban ya da kazanan değil sadece bildiğim yoldan ben olmaya çalışıyorum. Memnun oldum.

Daha Fazla İçerik
çatlaklardan sızan ışık
Çatlaklardan Sızan Işık