Tipik Kavgalar
DOUG Studio / Dribbble

Tipik Kavgalar

Çiftlerin aralarındaki kavgayı hep kafelerdeki kablosuz ağa bağlanmaya benzetmişimdir. Durumu kabul et, kişisel bilgileri ver, aşağı kaydır, aşağı kaydır ve aşağı kaydır ama kullanım şartları ve koşulları hala devam ediyor. Bu ‘şartlar ve koşullar’ın ne anlattığı ya da neden gerekli olduğu hakkında bir fikrin yok; sadece sonuna gelmek istiyorsun. En en sonda gerçekten büyük bir kabul ediyorum tiki var, ‘%100 hepsini kabul ediyorum!’ ve nihayet bitiyor. Söylemem bile gereksiz ama kavgalarda kötüyümdür, belki de bu yüzden bekarım. Neden ilişkide kavgalar üzerine bir şey yazıyorsun diyeceksiniz çünkü şu iki gruba da girmiyorum: genç olduğu için bekar olanlar veya kavgalar yüzünden bekar olanlar. Ben gençliğimden de kaynaklanan; dinleme, empati yapma, anlama süreci yerine lanet olası bir kablosuz ağ anlaşması yapıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı anlamlandıramadığım kavgalar sebebiyle bekarım. Herneyse, neden her şeyi batırdığımla ilgili birkaç fikrim var. Ve bunlar, çoğu eski erkek arkadaşlarımı suçluyormuşum gibi gözükebilir (ki suçluyorum) ama aynı zamanda kendimi de suçluyorum ve dolaylı olarak bu yazıyı okuyan sizleri de. İşte sevgilinizle ettiğiniz tipik kavgaların en ortak 5 tanesi ve onları nasıl daha kötü hale getirdiğiniz:

 

1. ‘Garip davranıyorsun, bir şey mi var?’ Kavgası
Sanırım bizim çağımız için bir klasik. 3 ay, 1 yıl ya da 5 yıldır onu tanıyorsunuz. Artık az çok nasıl tepkiler vereceğini, en azından sıradan ve günlük şeylere, kestiriyorsunuz. (Tamamen tanıdınız bitti demiyorum, öyle bir şey 50 senede mümkün mü onu da bilmiyorum). Ama bir gün bir şey olur veya olmaz (çoğu zaman olur ama bizim fark edemeyeceğimiz şekilde) değiştiğini hissedersiniz. İki normal insanın yapacağı gibi sorunu sorarsınız, doğru cevap almayı beklersiniz. Ama karşıdakinin tepkisi ya yavan bir ‘yok bir şeydir’ (ki bu sizi bu olayı daha çok kurcalamaya iter) ya da ‘bende bir gariplik yok asıl sende var’ diyerek olayı da garipliği de size kitleme eğilimi vardır. Bu olayda iki taraf da gariplik denen şeyi tabii ki bal gibi biliyordur ama ‘gariplik sahibi’ taraf bu konuda konuşmak ya da daha beteri sorunu çözmek istemiyordur. Sorgulayan taraf kendi kendini yer, gerçekten bende mi gariplik diye. Bu manevi işkenceyi yapmaya kimsenin hakkı yok, sırf iletişimden kaçmak için insanın içine şüphe tohumu ekmek, pizzaları sırf kenar tadında yapmak kadar korkunç bir şey.

 

2. ‘Ben senden daha çok şey verdim’ Kavgası
Bu bir ilişki. Bu duygusal, emek harcanan, değerli bir ilişki. Bir hava atma, yarıştırma, verdiğin şeyler karşılığında maddi kazanç elde etme aracı değil. Bir kere bunları bir netleştirelim. ‘Ben senden daha çok şey verdim’ ve türevleri ölçülmeye başlandıysa ilk saydıklarımdan giderek uzaklaşan bir durum vardır ortada. Bir çokluk -azlık kurgusu varsa, kısmen sayılabilen, ölçülebilen bir şey de olmalı ortada. O halde göz yaşlarımızı da sayalım, kırılan kalbimizdeki parça sayısını da, size gülümsediğinde karnınızında uçan kelebeklerin anten sayısını da sayalım, elinizi tuttuğu anda bıkmadan o şekilde kalabileceğiniz süreyi de.

 

3. ‘Bugünü iptal etsek…’ Kavgası
Bu dünyanın sonu değil. Bugünün yarını var demişler, böyle bir şey için dememişler gerçi ama ben buna da diyorum. Dur bir bakalım, yani günler çuvala girmedi ya (heh bu daha çok oldu). Sebebini söyleyip, bu sebep bugün canım istemiyor dahi olsa, buluşmayı ekmek yerine; yalana başvurmak yerine bugünü iptal etmek istemiş olamaz mı? Hala arkadaşlarıyla hamam partisi yapan büyük halasının cenazesine katılması gerektiği gibi yalanlar söylemek yerine dürüstçe canının istememe durumunu söylüyor. Dünyanın sonu değil ki, hepimizin canı var, hepimizinki ara sıra abukluk yapabiliyor. Hepimiz insanız sonuçta değil mi? (En azından ben öyle düşünmek istiyorum)

[the_ad id=”1206″]

 

4. ‘Sorun mu çıkartmaya çalışıyorsun?’ Kavgası
Bu soru beyninizde aynı anda sıçrayan 17 fil etkisi yaratır, en azından benim 17 olmasa da bir 15 filimin zıplamasını sağlıyor. Yani bir sorun mu var sorusuna yok ama sen çıkartmaya çalışıyorsun gibi bir cevabı sanırım amipler bile vermez. Ama işte bizimkiler veriyor. Yani tatlım, sorun çıkartmaya çalışsam gerçekten ama gerçekten bu kadar az yaratıcı bir yolla mı yapacağımı düşünüyorsun? Beni hiç tanımamışsın. Minik bir soru ile sorun çıkartmak benim tarzım değil. Eğer bu soruyu sorduysam sence sorun çıkartmak mı istiyorumdur? Birazcık düşünüp cevap verelim en azından, lütfen.

 

5. ‘Her şey yolunda, ben iyiyim’ Kavgası
Şey… Bunu cidden anlatmaya gerek var mı? Kadınların üzerine yıkılsa da erkekler de bu olayı çok yapıyorlar. Hiç inkar etmeyin. Burada herhangi bir tarafmışım gibi gözükebilir ama sadece bir taraf için geçerli şeyler değil. Bugün çiftlerden birinin yaptığı şeyi öteki gün diğeri yapabilir. Ve erkek hep bunu der kadın hep şunu yapar gibi bir şey de söz konusu değil, artık günümüzde bu iki rolün yalnızca anatomik birer cins olarak kalması gerektiğini düşündüğümden her iki tarafta herhangi bir cinsiyetten olabilir.

 

Basitçe, yukarıdaki kavgalar sizin ve benim gibi gerçeğin etrafında dans eden insanlar olduğumuz için çıkıyor. Hala bebeğiz. Yani tıpkı bir yetişkin gibi sadece “Okuldaki kavga canımı sıktı, ondan biraz durgunum galiba” veya “Tüm gün evde oturup oyun oynamak istiyorum” diyin, sevgiliniz bununla bir şekilde başa çıkacaktır ve dünya dönecek hayat devam edecektir. Ama hepimiz saklanıyoruz. Zahmetli, zaman alıcı ve can sıkıcı sıfatlarının bir karışımı olduklarından zor konuşmalardan kaçınıyoruz. Eğer bir ilişkiye kalorisi kısıtlanmış gıdalardan fazlaca verirsen hastalanır ve ölür, bu işin kanunu bu. Yani sadece ne hissettiğinizi söyleyin. Kıskanç bir manyak ya da her şeyden bir şey çıkartan bir paranoyak olmayın. Eğer tüm bunları yaparsanız ve hala ilişkiniz yürümüyorsa; işte bu hayat. En azından elimden gelenin en iyisini yaptım diyebilirsiniz.

 

“Hepimizin ruhu var ama bir asker değiliz” yani bırakalım hislerle savaşmayı diyor size bu şarkıyı armağan ediyorum.

 

Düşünceleriniz benim için önemli. Bu yazı ya da herhangi bir konu hakkında bana yazın. Nereden isterseniz.
Daha Fazla İçerik
Roller
Roller