zaman
Dribbble / Ira Derenskaya

Zamanın birinde, zaman denen şeyin olmadığını öğrendim

İnsanın başını bile kaşıyacak vaktinin olmaması nasıl bir şeydir? Bu kadar uzun bir cümleyi kurana kadar bile başımızı kaşıyamaz mıydık? Farkındayım, aslında “boş vaktin olmaması” ifadesi yerine mecazen tercih ettiğimiz bir kullanım bu fakat gerçekten vakit, boş ya da dolu olabilen bir şey midir? Bir kap mıdır? Veya bir oyuncak sepeti? Zamana yüklediğimiz misyondan acaba zamanın kendisi farkında mı? Son zamanlarda okuduğum bir kitap bana bir şey öğretti: Zaman denen bir şey yok. Sadece, şu “an” var.

Yapılacak tonla işimiz ve uğraşmamız gereken tonla problememimiz vardır. Bu işleri kafamızda büyütmemiz için sizce de onları zaman dilimleri içerisine sıkıştırmak yeterli değil mi? Saat 10 gibi işimin başına otursam, 11 gibi kalksam 3 saniyede sıcak kahvemi içip dilimi yaksam ve 10 saniyede de ters etki yapsın diye mutfağa koşup soğuk su bulmaya uğraşsam… Neden saat 10 gibi işin başına oturmak yerine, eğer müsaitsek, o işin başına o anda oturmuyoruz? Her saniye hücrelerimizin öldüğü ve yerine yenilerinin üretildiği söylenir, ee.. Şu anki senle bir saniye sonrası için bile sen, eğer söylenen doğruysa, teorik olarak aynı değilsiniz. Saat 10 gibi o işi yapmak isteyeceğini nereden biliyoruz? Şu an o planı yapmak yerine o işe koyulsan, zaten başlama parkurunu geçip bitişe doğru koşmuş olmuyor musun?

İstediğim şey herkes robotlaşsın değil ama şu zaman kavramının aşılması kanaatindeyim. Keşke üniversite sınavına hazırlanırken de bu şekilde düşünseydim. “Okuldan sonra gelir, bir saat uyur ve yemek yedikten sonra saat 20:00 gibi çalışmaya otururum” diyip 20:00’dan sabah 6’ya kadar uyurdum. Ama kendimi hazır hissettiğimde uyansam ve iyice acıktıktan sonra yemek yesem belki de o an dersin başına oturabilirdim gibi geliyor. Halbuki saatin 20:00’ı çoktaan geçmiş olması bile “bugün geçti, yarın artık” düşüncesinin altına sığınmam için kilosu yerinde bir nedendi benim için.

[the_ad id=”1206″]

Zaman kavramından kendinizi soyutlamanız için basit çözümler kullanabilirsiniz. Gün içinde vaktim yok yerine acelem var, iki saattir buradayım yerine bayağıdır buradayım, sabah uyanamadım çünkü gece bir buçukta uyudum yerine ise uyanamadım çünkü çok az uyumuştum demek pratik çözümler olabilir. Ayrıca işlerinizi planlı halletmek için Pomodoro tekniğini kullanabilir ve sadece üstüne düştüğünüz işleri yorulmadan halledebilirsiniz. Örneğin, bugün Cuma ve sizin bu hafta Salı sınavınız var… Konuları Salı’ya kadar nasıl yetiştireceğinizi düşünmek yerine sınava kadar tüm konuların üzerinden geçebileceğiniz düşüncesi üzerine odaklanarak ve kendinizi hazır hissetiğinizde işinize koyularak sınavı gönül rahatlığıyla karşılayabilirsiniz. Veya iki saattir, gerçekten iki saattir, bankada işlem sırası beklliyorsunuz. Zamanınızdan iki saat boşuna gitti şeklinde hayıflanacağınıza, sadece bankada işinizin uzun sürdüğü düşüncesine odaklanın. Yanınıza bu gibi olaylar için okuduğunuz bir kitabı alın veya telefonunuza bir e-kitap yükleyin; veya internet ortamında beğendiğiniz uzun haberleri, makaleleri ya da blog yazılarını fırsatınız olduğunda okumak için telefonunuza kaydedin. Öğrendiğiniz yabancı dilin kelimelerini çalışın, yeni çıkan albümlerdeki şarkıları dinlemeden önce sözlerini araştırın veya sadece kafanızı dinleyin. Oradaki insanlara bakın, telaşa, curcunaya bakın. Her şey bu kadar basit aslında.

Zaman kavramını silip atın da demiyorum ayrıca hayatınızdan, bana güvenin ki silinmeyecek ya da atılmayacak kadar yok zaman denen şey, zaten okul/iş gibi başlama saatleri belli olan yerler için saatlere ve dolayısıyla zamana başvurmak zorundayız. Sadece tüm yükü zamana yüklemeyin, kendinizi hazır hissettiğiniz zaman işinize koyulun. Emin olun bütün işi siz halledeceksiniz.