Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga
wikipedia.org

Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 15 Gerçek

Katsushika Hokusai’nin 1800’lerde ortaya çıkardığı Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga, tüm büyüleyiciliğiyle varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Resme bir şekilde yabancı olmasanız bile resimle alakalı ilginç detayları da öğrenmek ister misiniz? İşte Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga hakkında 15 ilginç gerçek:

Önceki
Sonraki

İsminde dalga kelimesi geçse de

resim aynı zamanda bir dağ saklıyor. Resmin kısmen merkezinde bulunan ve ilk başta bir dalga sanılabilecek yükseklik, aslında Japonya’nın en yüksek noktasının sahibi Fuji Dağı‘nın ta kendisi.

Resim bir baskı,

boyama değil. Hokusai, ressam olmasına rağmen, daha çok 46 oymabaskı resimden oluşan 36 Fuji Dağı Manzarası serisiyle biliniyor. Seride Fuji Dağı’nın farklı mevsimlerde ve çeşitli yerlerden göründüğü hali konu alınıyor.

Serinin yaratılması

akıllıca bir iş olarak görülüyor. Fuji Dağı, çoğu kimse için her zaman kutsal bir obje olarak benimsenmiş ve birçok kült oluşuma da ilham vermiştir. Bu yüzden seri ilk yaratıldığında hızlıca çoğaltılıp eserler ucuz fiyatlarla satılmıştı. Japonya’da turizmin artmasıyla birlikte turistlerin yanlarında hatıra eşya götürmeleri geleneği de tavan yapan endüstrinin resimlere güzel bir etkisi olarak yansımıştır.

Hokusai, muhteşem dalgalardan önce

60 senedir resim yapıyordu. Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga zamanında Hokusai’nin yaşını tam olarak belirtmek biraz zor olsa da genel inanış 70’lerinde olduğu üzerinde. Hokusai, 6 yaşında boyama yapmaya başlamış ve 14 yaşında ahşap oymaya merak salmıştı. 18 yaşında ise bir Japon resim sanatı türü olan ukiyo-e sanatçısı Katsukawa Shunshō’dan dersler almaktaydı.

Muhteşem dalgaları

dünyanın çeşitli müzelerinde görmek mümkün. Resim bir ahşap baskı olduğundan müze görevi üstlenen ünlü pekçok mekanda bu büyük dalgaları görmek olası. Bunlarda bazıları: New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi, British Museum, Şikago Sanat Enstitüsü…

Japonya, bu resmin popülerleşmesini

başta geciktirmişti. Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga, 1829-1832 yılları arasında resimleştirildi fakat o ara Japonya kültürel olarak başka uluslarla kaynaşmıyor, sadece Çin ve Kore ile ticari olarak -ki o bile büyük bir dikkatle- etkileşim kuruyordu. Hollanda, Nagasaki’de çalışmalar yürüten tek ulustu. Japonya’nın kapılarını yabancı uluslara açma kararıyla sonuçlanacak politik baskılar için neredeyse aradan 30 sene kadar geçecekti. 1859’da bir grup Japon baskı Avrupa’ya gitti ve Vincent Van Gogh, Claude Monet gibi sanatçıların hayranlıklarını kazandı.

Japon politikacılar ve sanat tarihçileri,

resmi gerçek bir sanat olarak görmüyorlardı. Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga, günümüzde Japon kültür ve sanatının çoğu kesim için bir temsilcisi olacak derecede bir üne sahipse de Londra Üniversitesi’nde sanat tarihçisi olarak görev yapan Christine Guth, resim için şunları söylüyor: “Japonya içinde tahta oymabaskı resimler sanattan çok popülerleşmiş bir anlatı veya ticarileşmiş baskılar olarak görülüyordu.” Budist yazılar için de kullanıldıktan sonra tahta oymabaskılar, aşk romanları ve şiirler için yapılmış bir çeşit illüstrasyonlar demek olmuştu. Bu yüzden Japon devlet yetkilileri ile sanat tarihçileri, bu resmin kendilerini temsil edecek olması fikri karşısında büyük ihtimalle pek de heyecanlı değildiler.

Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga, stil olarak

tamamen Japon değildi. Hokusai, Japon olanların yanı sıra Avrupa’nın kendine özgün tekniklerini de çalışmış ve Hollanda sanatına özgü doğrusal perspektif kavramından etkilenmişti. Resmin düşük ufuk çizgisine sahip olması resme kendi etkisinin somut bir örneğiyken resimde kullandığı Prusya mavisi -o zamanlar Prusya’da yaygın olarak kullanılan koyu lacivert renk- ise çalıştığı Avrupa tekniklerinin ortaya çıkışıyla alakalı.

Baskı ne kadar eskiyse

o kadar değerli. Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga’nın hesaplanan 5000-8000 arasında baskısı var. Ne yazık ki üretim sürecinde renklerin üzerine zımbalanan tahta bloklar -dolayısıyla resmin kalitesi- zamanla bozulacaktı. Müzelerin “ilk baskı”ya sahip olup olmadıklarınınsa zamanla oluşan bu bozulmayla yakından bir ilişkisi var.

Bir zamanlar ucuz olsa da artık

yüksek fiyatlarla gitmekte. Büyük dalganın binlerce baskısının çıkartıldığı bilinse de şu an yaklaşık sadece yüz tanesinin kaldığı düşünülüyor. Resmin değerini belirleyense baskının türü oluyor. Nishimuraya Yohachi’den ilk baskılarda mavi, ikincilerde siyah dış çizgiler bulunuyor. İlk baskılar, söylendiğine göre 40.000 ile 60.000 dolar arasında değişirken en son baskılar, onların yaklaşık yarısı kadar ediyor. Resmin iyi bir reprodüksiyonu bile bir sanatsevere binlerce dolara mal olabiliyor.

Resim, bir şekilde, iki kez

imzalanmıştı. Resmin sol üst köşesinde içi ile dışı yazılı bir kutu bulunuyor. Kutunun içine Hokusai’nin resmin ismini ve 46 parçalık serideki yerini kazıdığı görülebiliyor. Onun solundaysa “İsmini İitsu olarak değiştiren Hokusai” olarak çevrilebilecek “Hokusai aratame Iitsu litsu” yazıyor. Hokusai’nin kariyeri boyunca ismini 30’dan fazla kez değiştirdiği ve bugün o değişiklikleri işinin karakteristik bölümlerini açıklamak için yaptığı biliniyor.

Müziğe ilham verdi

Fransız besteci Claude Debussy’nin Deniz (La Mer) isimli orkestra bestesi, Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga’dan ilham alıyor.

Kendisinden ilham alınan şiirin

de bir parçası. Avusturyalı yazar Rainer Maria Rilke’nin Hokusai’ye olan ilgisinden etkilenerek oluşturduğu bilinen Dağ (The Mountain) isimli bir şiiri bulunuyor. Şiir, başlangıcını şu dört dizeyle açıyor:” Altı ve otuz kez, yüz kez / Ressam dağı yakalamaya çalıştı, / Yok etti, sonra devam etti / (Altı ve otuz kez, yüz kez). Dalganın ayrıca ikon ve emoji şekilleri de bulunuyor.

Dalga, bir tsunami değil

Kocaman dağın dalgalar yanında minicik kalması, teknelerin de kaderlerinin az sonra dalgalar tarafından yutulacakmış gibi resmedilmesi akıllara “bu dalgalar acaba birer tsunami dalgaları mı” sorusunu getiriyor. Bilim insanları Julyan H.E. Cortwright ve Hisami Nakamura ise yaptıkları uzun süreli çalışmalar sonucunda dalgaları birer dökülen dalga olarak adlandırıyorlar.

Dalgalar yine de ölümcül

“Azgın”, “çılgın”, “canavar” ya da “öldürücü dalga” olarak bilinen bu dalga türü, okyanus açıklarında meydana geldiği için tehlikeli olabiliyor hatta bazen okyanus gemilerini bile sallayabiliyor. Resimde bulunan üç balıkçı teknesi (oshiokuri-bune) sayesinde ise dalgaların boyları ölçülebiliyor. Cortwright ve Nakamura, dalgaların boylarının kabaca 9-11 metre olduğunu söylüyorlar.