borderline
Erin Aniker / the-dots.com

Hayalet: Borderline

İlk başta belirtmek istiyorum ki ben ne Borderline konusunda ne de psikoloji alanında uzman değilim, bu konuda bir eğitim de almadım. Yalnızca kendi yaşadıklarım ve okuduklarımı anlatmak istedim. Sizin deneyimleriniz benimkinden epey farklı olabilir, kendinizi bana yakın da hissedebilirsiniz.

Sınırda Kişilik Bozukluğu, daha çok gördüğümüz Türkçe olmayan adıyla Borderline, duygusal bağlamda dengesiz kişilik bozukluğu olarak bilinmektedir. Theadore Millon, Borderline’ı 4 alt gruba ayırmıştır: bezgin (discouraged), huysuz (petulant), dürtüsel (impulsive) ve kendine zarar veren (self-destructive.) Buradan bakınca Şirinler’den birer karaktermiş gibi gözükseler de pek şirin sonuçlar doğurmuyorlar. Kadınların bu hastalığa sahip olma oranı erkeklerden 3 kat fazla. Borderline, farkında olunan ya da olunmayan bir başka ruhsal rahatsızlıklarla bağlantılı veya bir başka hastalığın içinde görünmez olabilir. Depresyon, anksiyete ya da bipolar bozukluk hastalıklarıyla karışmış, genetik yatkınlıkla oluşmuş ya da bir travma sonucu olmuş olabilir. Birkaçı birden ya da hiçbiri de olamayabilir.

Tam nokta atışı şeklinde bir medikal tanımı yapılamamakla birlikte, bir kaynakta “chronic impulsivity” (kronik dürtüsellik) yazdığını görmüştüm. Şiddetli ruh hali dalgalanmaları, dürtüleri, kararsızlıkları ve çokça sinir düşünün…

Neden ben yapamıyorum?

Çok tatlı bir restoranda sevdiğiniz arkadaşlarınızla akşam yemeğindesiniz. Herkes birbiriyle konuşuyor, diğer masalarda insanlar gülüşüyor, sohbet ediyor… Tüm o birbirine tebessüm eden ve birbirini anlayan insanlara bakıp düşünüyorsunuz; neden ben yapamıyorum?

Anlatması garip hisler ama en edebi şekilde şöyle şeyler: Darmadağınık sinsilikle kendinden şüphe ve nefret spirallerinde dönüyorsunuz, sonsuza kadar merdivenlerden yuvarlanarak düşecekmişsiniz gibi. İçten gelen ve çarpık bir duygu bu ve yanlış olduğunu hissedebiliyorsunuz ama ne olduğunu kendinize sorunca bu kez de merak ve endişe içinde kalıyorsunuz.

Bir tür izolasyon içinde boğuluyorsunuz, bir tür diyorum çünkü etrafımda gerçekten beni anlayacağını düşündüğüm insanlar oluyor hep ya da arkamdan alay mı edecekler desem? Ama bence belki de hastalığın en büyük trajedisi, bencilliğe dönüştüğünü fark etmek; beni gerçekten altüst eden bu. Bir şekilde toksin bir narsiste dönüşüyorum, kendi nefretimden açığa çıkan kara duyguları karşımdakilere kusuyorum.

Borderline’ın ikili ilişkileri de nasıl kötü etkilediğine değinmeme bile gerek yok sanırım, birçok şeyi en üst noktada hissederken birden hiçbir şey hissetmemenin karşınızdaki insan için hiç de eğlenceli olmadığını söyleyebilirim. Acımasızca midemdeki kötü pislik şeyleri ağzımdan çıkarıveriyor. Ve maalesef ki bu size en yakınlara, bu halinizi görecek kadar sizinle vakit geçirenlere, oluyor; inanın sizi en çok seven ve değer veren insanların bile bu duruma bir tahammül sınırı var.

Sizi boğan, boş, kirli fayanslı havuz

Çoğu insan, Borderline’ı bir boşlukla tanımlıyor. Ama bana tamamen bomboş ve taşacak derecede ağzına kadar dolu tanımları daha uygun geliyor; evet, ikisi birden: bir biri bir diğeri… Bir yerlerde bununla ilgili güzel bir örnek okumuştum “Kışın yan bahçede komşumun havuzunu görüyordum, kirli mavi fayanslarıyla bomboş duruyordu. Şöyle hayal edin: bu boş havuzun içinde duruyorum ve birden havuz doluyor hem de hemen bir anda, boğuluyorsunuz.” Yani aslında benim için bir tür içe çekilme, bir emilme. Görünmez anlık bir değişimin seni içine çekmesi. Sanırım Borderline’ın iletişimi zorlaştıran tarafı bu dengesiz salınımlar, bundan özellikle de en yakınlarımız etkileniyor. Çünkü aslında yüzeyde yalnızca huysuzluk ve kabalık yapan bir pislik gibi gözüküyorsunuz.

Tüm ruhsal rahatsızlıklar gibi Borderline’a en iyi yaklaşım yöntemi sabır ve empati. Ama malesef hayatımızdaki sıradan insanlar bu yaklaşımı profesyonelce gerçekleştiremezler, sizi ne kadar severlerse sevsinler ya da size değer verirlerse versinler. Aslında iki taraf da bilinçsizce çaresiz kalır.

Bir keresinde hafta sonu istediğim kafede yer bulamayınca sinir krizine girip, yanımda olan arkadaşımı yetersizlik ve beceriksizlikle suçlamıştım (Biraz masum oldu bu, daha çok hakaretler ve aşağılamalar içeren bir tirat diyelim.) Sonu da arabamda ağlama ve kendimi bitkin düşürene kadar anlamsız şeyler bağırmayla bitti. Böyle zamanlarda benim olayım kesinlikle fiziksel şiddet değil. Normal hayatımda konuşmamla cazibe yakalarken bu dönemler de yine bu özelliğim benim lanetim oluyor: herkesin en zayıf noktalarını bulup en can yakıcı kelimeleri söylemek…

Kendinden nefret eden robot

Bu dışa vurma durumları bir rahatlama sağlıyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Daha kötüye gidiyor, kendinden nefret etme ve suçlayıcı monologlara dönüşüyor. Geçmişe dönük kendini cezalandırma, affedememe durumları doğuyor. Kendimi parmak izi olmayan biri gibi hissediyorum, kişiliği olmayan biri gibi. Dürtüler, duygular ve anlık isteklerin yönettiği bir robot gibi. Dışarıdan bakanlar; kararsız, tez canlı ve değişken görüyor ama aslında kendinizin farkında olmamak bu. Bazen kendimi etrafındaki tüm köyleri ve içindeki masum insanları kavuran bir yanardağ gibi hissediyorum. O kadar gerçek ki karnımdan bir lavın yükseldiğini hissediyorum.

Bence Borderline yeterince konuşulmuyor fakat belirtileri oldukça kötücül. İnsanlar; bu belirtileri, “Yanlış ve ani karar veren birisin. Ters tarafından mı kalktın?” vb. ithamlarla değerlendiriyor ve aslında bu yalnızca Borderline rahatsızlığı olan birinin dürtülerini daha da geriye itip içselleştirmesine yarıyor.

Şanslıyız çünkü Borderline düzenli terapi, farkındalık ve biraz sosyal destekle tedavi edilebilir. Depresyon ya da anksiyete gibi hayat boyu sahip olmak zorunda olunan bir hastalık değil. Yani, “hayalet kesinlikle kovulabilir,” diğer tüm ruhsal rahatsızlıklar gibi biraz sevgiye ihtiyaç var: arkadaşlardan, aileden, yabancılardan ve en çok da kendinizden… Tek sorun, Borderline’ın b%ktan yanının sevgi kazanmayı çok zorlaştırıyor olması.

(Kötü ve yaralayıcı taraflarına değinsem de dışarıdan sadece şaşırtıcı derecede aşırı gözüken ama içten yorucu ve sonrasında boş hissettiren heyecan ve neşe de Borderline’ın bir parçası.)

Daha Fazla İçerik
dövme
Bu Dövmeyi Renklendirsek de mi Yaptırsak Yoksa Bu İşe Hiç mi Bulaşmasak