İç Konuşmalar ve Onları Susturma Yöntemi: Olaylara Gerçekçi Bakmak
DarkCube Studio / Dribbble

İç Konuşmalar ve Onları Susturma Yöntemi: Olaylara Gerçekçi Bakmak

Hepimiz hayatımızda bazı sıkıntılarla karşılaşıyor, olmasını hiç de istemediğimiz bir anda kendimizi başımıza gelen sıkıntılarla boğuşurken buluyoruz. Bazı olaylar gerçekten sıkıntı verici, kabul. Ama bazı olayları ise zihnimizde büyüterek kendi işimizi kendimiz zorlaştırıyoruz. Nasıl mı?

Örneğin, bir arkadaşınıza söylemek istediğiniz bir şeyi kendi kendinize uydurduğunuz senaryolar yüzünden söyleyemiyorsunuz ve bu durum da sizi gerdikçe geriyor. Metro çıkışında size omuz atan dikkatsiz birisi yüzünden, toplamda sadece 5 saniye sürmüş olan bir hadise için, belki de koca bir günü suratınız asık bir şekilde tamamlıyorsunuz.

Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi zihnimiz muhteşem bir mekanizma olsa da biraz karmaşık bir yapısı var ve ancak üzerinde kontrol sağlandığı takdirde gerçekten işimize yarıyor. Kontrolü kaybettiğimizde ise hayatımızı tamamen ele geçirerek bizi hiç olmak istemediğimiz modlara sokabiliyor: depresif, kötümser, felaket tellallığı, vb…

Hayatta belki de kimseyle olmadığımız kadar kendimizle iletişim halindeyiz. Herhangi bir aktivitede bulunuyor olalım veya olmayalım kendimizle sürekli konuşuyoruz. Bazen bu konuşmaların farkında oluyoruz ama bazen de bu konuşmalar otomatik olarak gerçekleşiyor ve ancak özel bir çaba sonrası bu iç konuşmalara karşı yalıtım uygulayabilme şansı yakalıyoruz.

İç konuşmalar ve çeşitleri

İç konuşmalarımız nadiren olumlu cümleler içerse de genellikle motivasyonumuzu düşüren, öz güvenimizi sarsan ve hayattan zevk almamızı engelleyen olumsuz cümlelerden oluşuyor. İnsan en çok kendisini tanıdığını zannettiği için de kendi sözlerine büyük bir dikkatle bağlılık gösteriyor ve kendini bu konuşmalara koşulsuz şartsız inanmış buluyor. Bu tür konuşmalar çoğunlukla şöyle cümlelerden oluşuyor:

  • Alışveriş poşetini düzgün tut çünkü eğer eşyaları düşürürsem rezil olurum.
  • Yürürken karşımdakiyle göz göze gelmemem gerekiyor çünkü karşımdaki bana gülümsemezse moralim bozulacak.
  • Sürekli evde oturuyorum, bu da kimsenin benimle zaman geçirmek istemediği anlamına geliyor.
  • Ellerimi düzgünce yıkamadım eğer bu ellerle yemek yersem sindirim sistemimi bozabilirim.

Tamamen olumsuz cümleler içermeyen konuşmalara da birkaç örnek vermek gerekirse:

  • Ne kadar tatlı bir bebek.
  • Bunu daha önce de yaptım, bu iş çocuk oyuncağı.
  • Son zamanlarda yeterince su tüketiyorum, her şey yolunda.
  • O tişörtü almasam da olur, zaten ona ihtiyacımın olmadığını ben de biliyorum.
  • Kardeşime karşı sesimi yükselttim, olayların yatışmasını bekleyip gönlünü almayı denemeliyim.

Bu iki cümlelerin arasında büyük bir fark bulunuyor. Olumlu cümleler, yaşanan olaylara gerçekçi yaklaşırken olumsuz cümleler, fabrikasyon hale getirilmiş gibi sürekli felaket senaryoları içeriyor. Ayrıca olumlu cümleler insanın bir olay hakkında güzel düşünmesi sonucu yaratılırken olumsuz cümleler, kendiliğinden bitiveriyor.

Hayatımızdan bu tarz olumsuz cümleleri çıkarabildiğimiz sürece stres altında kaldığımız dakika sayısı da bir o kadar azalacaktır. Olumsuz cümleleri etkisiz hale getirmenin en pratik yolu, bana göre, olaylara gerçekçi bakmaktan geçiyor. Bir olay olduğunda o olayı gerçekleşmiş haliyle görüp algılamak, kafamızda kurduğumuz senaryolarla ilgilenmediğimizi kendimize kanıtladığımızı gösteriyor.

Olaylara gerçekçi bakmak

Diyelim ki yukarıda örneklendirilen olumsuz düşüncelerin ilgilendiği birtakım olaylar gerçekleşti. Sizce kurduğumuz felaket senaryoları doğru mu çıkardı yoksa olaylar, aslında kendi gerçekliğinde mi seyrederdi? Bence ikincisi…

Mesela, alışveriş poşetini doldururken poşet delindi ve elinizdeki birkaç şey büyük bir gürültüyle döküldü. Arkada bekleyen dört beş kişi, kasiyer ve siz -ve bir de güvenlik kameraları- bu olayın şahitlerisiniz. Sonrasında ne olur?

Muhtemelen rezil olmuş olmaz, aksine alışveriş poşetini düşürmüş ve o anda gelebilecek birkaç yardıma ihtiyacı olan biri olursunuz. Arkanızdaki kişilerden, “Durun, yardım edeyim!” seslerini duymanız da yine muhtemel. Evet, dikkat çekersiniz ve belki de o anda birkaç kişiyi bile güldürebilirsiniz. Ama onları güldüren siz veya sizin beceriksizliğiniz değil, yaşanan olayın onlara komik gelmesi olur. Yani aslında gülen kişiler, gülünecek unsuru yine kendi kendilerine çıkarmış olurlar.

Yürüyüş yapıyorsunuz ve o anda karşıdan da yürüyüş yapan başka biri size doğru geliyor. Ona bakıp gülümsediniz ama karşılık olarak sizi garipseyen, robotik bir yüz ifadesi aldınız. Sonrasında ne olur?

İnsanların, özellikle son yıllarda, yabancılara karşı takındığı tavırları biraz daha sertleştiği için bu olayın bu şekilde yaşanması çok olası ama olaya gerçekçi baktığınızda aslında bir şekilde fark edildiğiniz anlamına geliyor. İnsanlar tarafından her zaman beklediğimiz gibi tepkiler alamayız. Burada kabul etmemiz gereken tek gerçekçi durum, tepki almış veya almamış olmak. Sırf birine yardım ettiğiniz için karşılığında “teşekkürler” kelimesinin geleceğini beklemek de bu durumla aynı masalsılığı taşıyor. Eğer tepki almamış olsaydık da olayın gerçekliği bizim karşı tarafa gülümsememiz ama karşı tarafın bu duruma kayıtsız kalması olurdu. Hepsi bu. Olayın gerçekçiliğini şu örnekle daha net açıklayabilirim: Dünyanın en güzel gülümsemesine dahi sahip olsaydınız karşı taraf gülümseyecek bir ruh haline sahip değilse yine size gülümsemeyecekti.

Diyelim ki gerçekten sürekli evde oturuyorsunuz. Elinizde bir akıllı telefon ve sabah akşam “scrolling” yapıyorsunuz. Hatta abartalım, rehberinizdeki kişilerin sizinle konuşması için bile hepsine ilk mesajı siz atıyorsunuz. Bu durumdaki gerçeklik nerededir?

Gerçeklik, yalnız olduğunuzu kabul ettiğinizde ortaya çıkacaktır. Kendi kendinize hiçbir felaket senaryosu üretmeden ki bunlar; kimsenin sizinle zaman geçirmek istememesi, en az bir sene bu durumda kalacağınızı sanmanız, arkadaşlıklarınızın yüzeysel olduğunu düşünmeniz gibi düşünceleri içeriyor, olayın gerçekliğine odaklanırsak hissettiğiniz stres daha da azalacaktır. Buradaki yalnızlık “kimsesi yok” yalnızlığı olarak anlaşılmamalı. Sadece hayatınızın iletişimsizlik dönemini vurgulayan bir sıfat. Bu gerçekliğe odaklanırsanız sorunu görebilir ve kendinize bununla alakalı çözümler sunabilirsiniz. Bunlar: yeni bir hobi edinmek, sosyal medya aracılığıyla ücretli veya ücretsiz buluşma etkinliklerine katılmak, müsait kurslara gitmek veya kısa süreli tek başına bir seyahate çıkmak olabilir.

Ve son olarak, farz edelim ki ellerinizi yıkadıktan sonra kurutma aşamasında istediğiniz gibi yıkamadığınız aklınıza geldi. Gerçekten sabun ve su karışımıyla yıkadığınızı bildiğiniz halde bunu ve bununla alakalı senaryoları kendinize tekrar edip durdunuz. Bu olaydaki gerçeklik nerededir?

Bu olayın gerçekliği, ellerinizi su ve sabunla yıkamış olmanız. Yıkamadığınızı söyleyip durmaktan ve bununla alakalı senaryolar üretmekten vazgeçseniz iyi olur çünkü ellerinizin ıslak ve sabun koktuğundan eminsiniz. Ellerinizi yeterince temiz yıkayıp yıkamadığınız konusuna gelince eğer gerçekten su ve sabunla ellerinizi ıslattıysanız elleriniz, önceki haline göre zaten daha temiz olacaktır. Eğer ellerinizin temizliğinden emin olamıyorsanız belki de bir dahaki yıkamada bu işi odaklanarak yapabilirsiniz. Ayrıca hiç kimse bir kereliğine ellerini temiz yıkamadığı için sağlığından olmaz, “gerçekçi” olalım.

Ana fikirden kopmayın

İşte; iç konuşmaları bastırmak, bu kadar basit. Aklınıza olumsuz herhangi bir düşünce geldiğinde hemen o olumsuz düşünceyi alın ve onun dayandığı gerçek duruma bakın.

Olumsuz cümlelerle savaşmak kolay değil ama eğlenceli ve insanı mutlu ediyor. Üstelik insanın zorluklarla mücadelesindeki dayanıklılığını artırarak kişinin benliğine güç katıyor. Siz de deneyin. Her ne hakkında olumsuz düşünüyorsanız o düşündüğünüz olaya gerçekçi bakın ve ne yapmak istiyorsanız yapın. Belki de risk almış olacak ama sonuçları kafanızdan tahmin etmek yerine yaşayarak görmenin güzelliğine varacaksınız.

Unutmadan! Gerektiği yerde duygularınızla hareket etmeyi de aklınızdan çıkarmayın tabii.

Sizden … hakikatle birlikte yaşamanızı istiyorum. … görünüşe göre bu hayat, insana zindelik verir.

Virginia Woolf
Daha Fazla İçerik
Sıfatlar Psikolojinizin Düşmanıdır
Sıfatlar Psikolojinizin Düşmanıdır