nesnelerin interneti
Queen Mary Master

Nesnelerin İnterneti Orta Çağ Feodalizmini Geri Getirmiş Olabilir

Devir artık internet devri. Son model cihazlar, içerisinde ne kadar özellik barındırıyor olursa olsun internetsiz yine de oldukça can sıkıcı. Artık sadece telefon ve bilgisayarlar da değil akla gelebilecek her türlü nesne internete bağlanabilecek özelliklere sahip halde üretiliyor. Bu durum da nesnelerin interneti olarak biliniyor. Tabii, internet demek risk demek çünkü internete erişebilen cihazlar doğal olarak kötü niyetli hackerların ilgi alanlarına giriyor.

Örneğin, 2017’nin yazında meydana gelen bir olayda bir kumarhanede bulunan internetli bir akvaryum aracılığıyla mekanın verileri hacklenmiş ve bu olay, internetli cihazların ne denli büyük bir risk taşıdığını gözler önüne sermişti. Evlerimizin veya ofislerimizin bir köşesinde durduğunu düşündüğümüz bu eşyalar üzerindeki kontrolümüz aslında sandığımız kadar güçlü değil mi?

Gelişen teknoloji ile birlikte çevremiz her zamankinden daha fazla sensörle dolu. Bu sensörlere sahip cihazlarsa hem bizim için hem de bu cihazları bize satan firmalar için bizimle alakalı bilgileri toplamakla görevli. Bu sebeple aslında çevremizde sessiz sedasız durduğunu düşündüğümüz bu aletler arka planda oldukça hararetli bir şekilde çalışıyor diyebiliriz.

Bundan dolayı internetli cihazları tamamen kontrol edemediğimizden aslında bu tür aletleri kontrolümüzün üzerinde olduğunu zannettiğimiz kendi mallarımız olarak satın almış olmuyoruz. Bu olayı cihazları içten içte kontrol edebilen cihaz üreticileri bize sadece ürünlerin içerisindeki yazılımları kullanabilmemiz için bir lisans satıyor şeklinde düşünebiliriz.

Günümüz çağında feodalizm

Kral, hükümdarlığı içerisindeki her şeye sahiptir. Eşyaların o hükümdarlık içerisindeki bireylerle arasındaki aidiyet ilişkisi ise bireylerin kralla olan ilişkileriyle doğru orantılıdır. Hangi sistemden mi bahsediyoruz, tabii ki Orta Çağ’daki feodalizmden.

Tıpkı tarlasını işlemek için kullandığı malzemelere bile tam anlamıyla sahip olamayan Orta Çağlı bir çiftçi gibi biz de ücretini ödeyerek kullanmaya hak kazandığımızı düşündüğümüz elektronik cihazlara aslında tam anlamıyla bizimdir diyemiyoruz.

Bunun sebebiyse büyük yazılım şirketlerinin cihaz ve yazılımları üretirken kendi fikirlerini korumak amacıyla tüketicilerin kendilerinin zannettikleri cihazları pek de yüzeysel olmayan bir biçimde kontrol etmeleri. Bir cihazın yazılımıyla oynadığınızda ortaya çıkacak herhangi bir sorunda ürünün garanti kapsamı dışına çıkması da bu durumu kısmen açıklayabiliyor.

Telefonunuzun dış yüzeyi ne kadar çizikle dolu olursa olsun eğer cihazın orijinal yazılımı bozulmamışsa yazılımsal her türlü sorun bir ücret karşılığında da olsa giderilebiliyor. Ancak yazılımdaki orijinallik bozulduğu takdirde şirket bununla alakalı size yardım etmiyor. Aslında etmesi gerekiyor çünkü cihaz sizin olduğu için ona istediğinizi yapma hakkının size geçtiğini düşünüyordunuz.

Aslında doğru düşünüyordunuz çünkü eğer bir malı para vererek satın aldıysak üzerinde tam bir yetkimiz ve kontrolümüz olması gerekiyor. Ancak ne yazık ki ücretini ödesek dahi internetli nesneler üzerinde tam anlamıyla değişiklik yapamıyoruz. Örneğin, bilgilerimizi gizliden gizliye toplayan sensörleri istesek dahi devre dışı bırakamıyoruz.

İnternetli cihazları tam anlamıyla kontrol edememek, edebiliyor olduğumuzu düşündüğümüz sırada da şirketlerin cihazlara verdiği desteği kesiyor olması durumu gibi gerçekler, kısacası bizi modern çağdaki feodalizmden mahrum işçiler olmaktan başka bir şeye dönüştürmüyor.

Neyse ki mülk kavramı günümüzde hâlâ ağırlığını koruyan bir görüş ve kolay kolay da yok olacağa benzemiyor.

Kaynak